ONLINE ATÖLYELER

Mehmet Altuğ Ersoy ile Antik Yunan Felsefesi

4 Ekim - 21 Kasım  Cumartesi  13:00-15:30

Bu eğitimle Antik Yunan Felsefesi’nin “Klasik Dönem” olarak da anılan bir kesitini ele alıyoruz.
MÖ. 600 den Aristoteles’in ölümüne dek süren bu dönemde yer almış birçok düşünür üzerinden hem
felsefenin doğuşuna hem de nasıl geliştiğine şahit olacağız.
Amacımız Antik Yunan Felsefesini anlamak… Hep birlikte bunu yapmaya çalışacağız.
Akıl yürütmeler, mantıki çıkarımlar, tümevarımsal / tümdengelimsel yaklaşımlar, yaratımlar,
çözümlemeler… Tüm bu yöntemlerle kendimizi bu düşünürlerle birlikte düşünürken bulmak,
onları tarihsel süreçte de anlamak ve ürettikleri felsefi düşünceleri tekrar anlamlandırmak için çaba
göstereceğiz.
Üç atölyeden oluşan büyük bir dizgenin ilk etabı olan bu atölyeyi Mistik Filozoflar Atölyesi ve
Stoacılar / Pratik Felsefe Atölyesi’nin takip etmesini arzu ediyoruz.
Felsefenin doğumuna ebelik yapanları birlikte tanımak, onları anlamak ve bugünün dünyasında onları
yeniden yorumlamak için davetlimizsiniz.

24 Ekim C.tesi 13:00-15:30  

ÇOĞULCULUK ve ATOMCULUK OKUL: Empedokles, Anaksagoras, Demokritos, Leukippos
 

31 Ekim C.tesi 13:00-15:30

SOFİSTLER ve SOKRATES’E GİRİŞ: Protagoras, Georgias, Prodikos, Sokrates

 

7 Kasım C.tesi 13:00-15:30

SOKRATES ve PLATON’A GİRİŞ
 

14 Kasım C.tesi 13:00-15:30

PLATON ve ARİSTOTELES’E GİRİŞ
 

21 Kasım C.tesi 13:00-15:30

ARİSTOTELES

Tendu Meriç ile Antik Yunan Mitolojisi

18 Ekim -8 Kasım Pazar 12:00-15:00

HOMER - İLİADA

TANRILAR, TANRIÇALAR, YARADILIŞ, HAYAT, ÖLÜM, AŞK

 

Antik Yunan Mitolojisi İsa ‘dan yaklaşık 900 yıl kadar önce kör ozan Homeros un ölümsüz eseri olan İliada ile başlar.. o günden bu güne çeşitli zamanlarda bir araya gelmiş onlarca mitolojik hikaye var.
 
Bunların çoğu daha sonraları mitos yazarları tarafından derlenmiş halk hikayeleri, yani sözlü edebiyat..
 
Freud “Mitolojileri halkların kollektif bilinç altı kayıtlarını oluşturur” demiş..

 

Atölyemizde Antik Yunan Kültürü nün en bilinen en ünlü mit lerini konuşacağız.. anlamları yorumları , Yunan Felsefesi ve Tragedyası ışığında bize kendilerini gösterdikleri haliyle , konuşulacak..
 
Amacımız Anadolumuz da bolca bulunan Antik Yunan ve Roma eserlerini gezerken, heykellere, tapınaklara bakarken ne olduklarını anlayarak dolaşmak; Avrupa Rönesans sanatına edebiyatına bakarken orada Antik Yunan nın etkilerini ve izlerini görebilmek; daha da önemlisi bu mitlerde “İnsan Psikolojisinin
 en kırılgan, en savunmasız, en gerçek, en içten, en kendiliğinden, haline dair ne var” onu görmek.

Mehmet Altuğ Ersoy ile PSİKOLOJİK & FELSEFİ FİLM OKUMA ATÖLYESİ

28  Ekim Çarşamba 20:00

LEON (Luc Besson)

Leon Sıcak bir öykü saklı bu filmde. Sevginin gücü nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıkar? Duygu, aşk, sevgi, travma, güven, onay, dram, aksiyon, tümünü barındıran bir başyapıt. Leon'un bitkisi, Mathilda'nın kolyesi; ikisi de sevgiye susamışlıklarının simgesi. Puzzlelarımızı kim tamamlıyorsa onunla olmak isteriz, hem de nerede ve hangi koşulda olduğunu umursamadan. Leon'u birlikte okurken kendi sevgimizin gücünü de göreceğiz, sürprizlere hazır olun. 

Dağhan Dönmez ile Edebiyatın Serseri Çocukları: Aylaklar!

7-28 Kasım Cumartesi 17:30-19:30

 

Serseri aşıklardan, kaldırım şairlerine; Aylak Adam'lardan, Tutunamayanlar'a, 4 haftalık bir serüven sizleri bekliyor. Edebiyat tarihinde, aylaklık formunu oluşturan romanlar ve roman karakterleri hangileriydi? Sinemadan, felsefeye aylaklık, hangi sembollerle karşılık buldu? Sokaktaki Adam romanından, Tutunamayanlar romanına aylaklık ne şekilde evrildi? Sokaklar, sokak lambaları, kaldırımlar, içilmiş bir izmarit, geceleyin garlar... Zihninizde bir aylaklık dekoru kurmaya, serserilerin yaşamlarına ortak olmaya hazır mısınız?

1. Hafta:
Aylaklığın yeryüzüne inişi: Don Kişot! 
Aylaklığın Tipolojisi ve fötr şapka, 
Turist Ömer ve Kaldırım şairleri
Sokaktaki Adam'ın umutsuzluğu

2. Hafta:
Aşıkların aylaklığı: Serseri Aşıklar
Aylak Tanrı, Dionysos
Şeytan imgesi ve İçimizdeki Şeytan
Aylaklığın mabedi, kent yaşamı.

3. Hafta
Hangi Aylaklık? 
Oblomov - jack London ikiliği
Midnight Night in Paris ve içe dönük aylaklık
Aylak Adam'ın yalnızlığı

4. Hafta
Tutunamayanlar kimlerdir?
Aylaklığa övgü neye yergidir?
Oğuz Atay'ın yarattığı tipolojinin, post modern yansımaları

İlham Alınan Yazarlar: Attilâ İlhan, Bertand Russell, Charles Baudelaire, Friedrich Nietzsche, Nazım Hikmet. Necip Fazıl Kısakürek, Oğuz Atay, Paul Lafargue, Sabahattin Ali, Serol Teber, Yusuf Atılgan.

Olgay Söyler ile Mevlânâ ve Sufizm

15  Kasım Pazar 17:00-19:30

Melda Üner ile Klasikten Postmoderne Bir Masalın Müthiş Serüveni

KURBAĞA PRENS, KURBAĞA PRENSES, PRENSES VE KURBAĞA

 

31 Ekim Cumartesi 17:00-19:30

Masal en eski anlatı türlerinden biridir. Klasik-geleneksel bakış açısına göre kurgulanmış olan masal anlatısı, olağanüstü kişi ve olayları içinde barındıran bir dünya yaratır. Yardımcıların ve onlara engel olmakla yükümlü düşmanların çatıştığı ama sonunda daima iyilerin kazandığı metinlerdir bunlar. Kötüler cezalarını mutlaka çeker. Grimm Kardeşlerin 1812-1815 tarihli klasik-geleneksel masal anlatısı olan Kurbağa Prens de böyledir. Ancak 2002’de E.D. Baker’ın yaratıcı dünyasında modern bir bakış açısı kazanır ve Kurbağa Prenses adını alır. Masal hayli değişir. Yine eğiticidir ama artık klasik tarzda değildir. Modernleşmiştir. Klasik anlatının bazı öğelerini reddeder, yeni olay ve karakterlerle kurguyu hareketlendirir. Walt Disney'in de dikkatini çeker Kurbağa Prenses. 2009’da bu iki versiyonu harmanlamaya ve farklı bir bakış açısıyla postmodern anlatı kategorisinde değerlendirilebilecek yeni bir masal yazmaya karar verir. Yani, Kurbağa Prens ve Kurbağa Prenses’i renkli bir yolculuğa çıkarır. Hem tanıdık hem de benzersiz olarak nitelendirilebilecek bu yeni masala Prenses ve Kurbağa adını verir. Bu atölyede Kurbağa Prens’in yüzyıllar süren serüveni filmlerden sahnelerle, müziklerle ayrıntılı olarak ele alınacaktır 

Göktuğ Halis ile "Başlangıçtan Bugüne: Dini Düşüncenin Yolculuğu" ŞAMAN VE TOTEM SEMBOLİZMİ

"Tarihte insanı nerede bulduysak, yanı başında bir inanç öğesi duruyordu. Dini düşüncenin izlerini Eski Taş Çağı'na dek sürebildiğimiz anlamına geliyor bu. 

Mağara ve kaya sanatından, hediyelerle öte dünyaya yolculanan kutsal ölülerin mezarlarına, budun bilimin yaşayan ilk insan toplulukları üzerindeki derin külliyatından bilinç dışının karanlık dehlizlerine uzanan bu karanlık ve bilinmezlerle dolu tarihin öyküsü için hazır mısınız?

 

- Dini düşünce nasıl doğdu?

- İnancın kökenleri neydi?

- İlk insanlar neye inanıyordu?

- Dini sembolizm nedir?

- İlkel dünyadan bugüne aktarımlar, alımlamalar ve etkileşimler sorunu nasıl çözülür?

- Modern tek Tanrılı İnançları, Dinin İlkel biçimlerine bağlayan veriler nelerdir?

- Totem ve Şaman ilkeleri bugünün dinlerine nasıl yansıdı?

Please reload

GEÇMİŞ ATÖLYELER

Didem Çivici ile Masalların Jungiyen Analizi

Masallar insan psikolojisinin temel dinamiklerini konu alırlar. Bununla da kalmaz, hayat boyu karşımıza çıkabilecek pek çok zorluk ve fırsat karşısında nasıl ilerleyeceğimizi de gösterirler. 

Masallar kolektif rüyalardır, denir. Aynı rüyalar gibi masallar da insanlar için rehberdirler ve bu nedenle de masalların dilini anlamak hayati önem taşır.

Bu bir günlük seminer boyunca hem Jung Psikolojisi’nin temellerini ve masalların kökenini inceleyeceğiz hem de seçeceğimiz bir masal aracılığıyla masallara psikolojik açıdan bakmayı öğreneceğiz.

Program:

12:30-14:00 : Jung Psikolojisi’nin Temelleri (psişe/Benlik/bilinç/bilinçdışı/gölgeler/arketipler/anima-animus/psişenin dinamikleri)

14:15-15:45 : Jungiyen Analiz’in kökeni: Arketipsel ve Mitolojik Yaklaşım

16:00-17:30 : Masallarda Jungiyen Analizi: Örnek Masal Üzerinden Analiz Yaklaşımı

Katılım Ücreti: 250 TL.

Didem Çivici ile Jungiyen Psikoloji Sohbetleri

17 Mart Salı19:30 “Baba Kompleksi” 

31 Mart Salı 19:30 “Puer/Puella Arketipleri” 

13 Nisan Pazartesi 19:30 “Erkekte Olumlu/Olumsuz Anima” 

27 Nisan Pazartesi19:30 “Kadında Olumlu/Olumsuz Animus” 

11 Mayıs Pazartesi 19:30 “Psişe ve Beden” 

Tarihe baktığımızda, modern psikoterapinin köklerinin arkaik şamanizm ve ilkel toplumların şifacı uygulamalarına dayandığını görürüz. Bu bilgi, modern psikologların ve doktorların yok saymaması gereken bir bilgidir çünkü ilkel insan şifa alanındaki uygulama ve yaklaşımlarını insanlığa ve yaşama dair en önemli bilginin üzerine inşa etmişti: ‘Psişe’nin.

Psişe, bedeni ve ruhu kapsayan, maddiyatla maneviyatın tümleşik bir izdüşümüdür ve insanın bütünlüğünü yansıtır. Psişe ayrıştırmaz, bütünleştirir; yok saymaz, farkındalığa getirir. 

Carl Gustav Jung, “Analitik Psikoloji” okulunu kurarak insan psişesini (ruhunu) incelikli ve etraflı şekilde çalışmış, 20. yüzyılın en önde gelen bilim insanlarından biri olarak sadece ruh bilimi (psikoloji) alanına değil, aynı zamanda fizik, tarih ve sosyoloji gibi pek çok bilim ve araştırma alanına da büyük miras bırakmıştır. Bize de bu lider ve araştırmacı kişiliğin bıraktığı mirasları anlama çabasıyla onun dünyasını ziyaret etmek düşüyor…

Geçtiğimiz aylarda başladığımız Jungiyen Psikoloji’nin derin sularında gezinme serüvenimize Carl Gustav Jung'un insan psikolojisinin merkezine koyduğu "Bireyleşme" kavramı ile devam ediyoruz.

Moderatörlüğünü Jungiyen analist adayı Didem Çivici’nin yapacağı sohbet akşamlarımız ilgi duyan herkese ve her seviyeden katılımcıya uygundur. 

Katılım Ücreti: 40 TL.

Didem Çivici ile Jung Yaklaşımlı Masal Geceleri

 “Çirkin Ördek”

“Benlik, bireyin biricik potansiyelini keşfetmesi için çalışır. Başta olumsuz görünen, aslında sadece bireyleşmeye hizmet ediyor olabilir.” Didem Çivici

İki aydan fazla süren aradan sonra masal analizinde bu hafta “Çirkin Ördek” masalı ve analiziyle açılışı yapıyoruz. Jungiyen analist adayı Didem Çivici, insan psişesinde sıklıkla rastlanan “günah keçisi” ve “yetim” komplekslerini bu çok tanınan masal aracılığıyla anlatıyor olacak.

Akşamımız “Çirkin Ördek” masalının okunmasıyla başlayacak ve Didem Çivici'nin masal analiziyle devam edecek.

27 Mart Cuma 19:30  “Vasilissa”

10 Nisan Cuma 19:30 “Uyuyan Güzel” 

24 Nisan Cuma 19:30 “Iron John”

7 Mayıs Perşembe 19:30 “Kurbağa Prens

Didem Çivici ile Masallarda Semboller ve 'Bireyleşme'nin İzleri

29 Mart Pazar 12:30-17:30

Masallar, tüm insanlığa dair arketipsel anlatımları temel alır. Arketipsel anlatımlarsa psişeye ait örüntüler içeren sembolik süreçleri kapsar. Arketipler, kolektif unsurlardır ve kişinin kendisiyle ve yaşamla bağlantı kurmasını sağlayarak bireysel gelişimi (bireyleşmeyi) sağlarlar.

Analitik Psikoloji okulunun kurucusu C.G. Jung, arketiplerin, insanlığa dair en derin bilgilerin aktarım araçları olduklarını kabul ederek çalışmaları içerisinde rüyalara, mitlere ve masallara çok önem vermiştir. Ayrıca, insan psişesini mitolojik bir bakış açısıyla incelemiş ve tüm psikolojik oluşumları kişileştirerek onlara birer karakter atfetmiştir: Ego, Gölge, Persona, Anima/Animus, Anne, Baba, Logos ve Eros…

Bu karakterler, masalların tümünde farklı “arketip imgeleri” olarak karşımıza çıkarlar, bilginin nesilden nesile aktarılmasını sağlarlar ve bilgiyi farklı semboller aracılığıyla sunarlar. Çünkü bilinçdışı, semboller aracılığıyla konuşur.

Bir gün sürecek olan “MASALLARDA SEMBOLLER VE BİREYLEŞME’NİN İZLERİ” seminerinde masalların arketipsel dünyasına yolculuk edecek, insan hayatının en büyük amacı olan “bireyleşme süreci” için gerekli adımları masalların içerisinde keşfedeceğiz.


Program:

12:30-14:00 : Masalların Dilini Anlamak: Semboller ve Arketipsel Anlatım

14:15-15:45 : Jung Psikolojisi’nde “Bireyleşme”

16:00-17:30 : Örnek Masallarla Sembol ve Bireyleşme İncelemesi

 

Katılım ücreti: 250 TL

Didem Çivici ile Jungiyen Film Analizi Akşamları

20 Mart Cuma 19:30 “CANAVARIN ÇAĞRISI”

3 Nisan Cuma 19:30 “ERKEĞİN ANİMASI VE PSİŞİK YOLCULUĞU: WINTER’S TALE”

17 Nisan Cuma 19:30 “YEME BOZUKLUKLARI VE PSİŞE: KEMİKLERİNE KADAR”

Çocuklara ve onların hayal dünyasına ulaşmak, onlarda bir iz bırakmak istiyor musunuz?

 

Bir aylık Çocuk Kitabı Yazma, temel eğitim programında, bir çocuk kitabında dikkat edilmesi gereken pedagojik unsurlara dikkat çekilecektir. Çocuk kitabında, kurgu nasıl olmalı?  Yetişkine yazmakla çocuğa yazmak arasındaki farklar nelerdir? Ve tabii, bolca hikaye taslağı üretilecektir.   Uygulama dersinde de; yine beraber belirlenen bir taslağın, kitap haline getirilmesi üzerine çalışılacaktır...

Olgay Söyler ile Mezopotamya'da Mitoloji ve İnanç Arasında Harraniler-Sabiiler-Ezidiler

8 Mart Pazar 13:30-15:30

Kuzey Mezopotamya’nın bir zamanlar ormanlar ve sulak alanlarla kaplı baş şehri olan ve Asur krallarının fil avladığı Harran’ın hikayesini tekrar yazıyor;
Asurlular ve Emevilere başkentlik yapmış bu şehrin ay tanrısı Sin ve gezegen kültü etrafında oluşan inanç tarihini ele alıyoruz. Kralların taç giydiği En-hul-hul Tapınağı, Soğmatar, ve yedi gezegene ithafen yapılan kült alanlarını, mitolojisi ile pagan geçmişini ele alarak anlatacağımız Harran’ın öyküsüyle birlikte Gnostik akımların en önemli temsilcilerinden Mezopotamya halklarından Sabiîleri anlatımıza konuk ediyoruz. Onların kutsal kitapları, büyülerinin yazılı olduğu objeler, semavi dinlere yaklaşımları, ile inançlarına dair yazılan bilgileri tarih metodolojisi ve kaynakların ışığında aktarmaya çalışıyoruz.
Mezopotamya’nın sırlı toplumlarından Ezidiler ’in , Laleş kentindeki tapınağı, güneş ve şeytan etrafında yazılan dinsel geçmişleriyle Melek-i Tavus çevresinde şekillenen yarı pagan öğreti ve uygulamalarını da atölyemizde işliyoruz.

Sinema ve Televizyonda;

Modernizm ve Kadın Meselesi

Atölye kapsamında; senaryosunu Hakan Günday'ın yazdığı, Onur Saylak'ın yönettiği ve başrolünde Haluk Bilginer'in oynadığı, 2018 yapımı 'Şahsiyet' dizisi ile Ayşe Şasa ve Safa Önal'ın yazdığı ve  Atıf Yılmaz'ın yönettiği; başrollerinde Sadri Alışık ve Ayla Algan'ın oynadığı 1966 yapımı 'Ah Güzel İstanbul' filminden örnek sekanslar üzerinden, karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır... Tabii, patlamış mısır eşliğinde:)

22 Şubat Cumartesi 17:30-20:00

Bu hafta; Peter Weir'ın yönettiği "Truman Show" ve Sally Potter'ın yönettiği "Yes" filmleri üzerinden, sinemada mekan ve ses kavramlarını, etkileri ve önemini sorgulayacağız...

 

Formalizm, semiyoloji, ideoloji gibi çeşitli kavramsal perspektifleri içererek sinemada anlamın inşasına odaklanacak bir seminerler serisinde; sinema severlerin anlatımın kuruluşundan mekân, zaman ve sesin sinemada temel kullanımlarına ve işlevlerine kadar bir filmi ayrıntılarıyla tartışma olanağı bulmasını amaçlıyoruz.

Haftanın Program; 

Mekan ve Ses 

Filmsel Yüzey ve Gerçek

 

1 Mart Pazar  14:00-17:00

İstanbul'un 1. Tepesi

Arkeoloji-Bellek-Tarih

Bağlamında;

Mukaddime, İstanbul Neresidir, İstanbullu Kimdir ve Antik Kuruluş Efsaneleri...

Seminerler; zengin görseller içeren dia sunumlarıyla gerçekleştirilmektedir. 

 

 

Sisler Bulvarı ve Attilâ İlhan

Şair, yazar, düşünür ve senarist Attilâ İlhan’ın hayatının ve eserlerinin konu edileceği atölyede, hem onun bilmediğimiz yönlerini keşfedecek, hem de şiirlerinin hikâyelerini dinleyeceğiz. Hayata diyalektik bakışını ve bilhassa kadınlarını...

Elbette atölyede, Paris rüzgârları da esecek!

Olgay Söyler İmza Günü ve Söyleşi

İmza Günü ve Söyleşi / Anadolu'nun Kronikleri

Ücretsiz Etkinlik

Değerli eğitmenimiz tarihçi M. OLGAY SÖYLER’in Karakum Yayınevi’nden çıkan kitabı; “ANADOLU’nun KRONİKLERİ”nin imza günü ve söyleşisine davetlisiniz

Söyleşiye kalmak için lütfen rezervasyon yaptırınız...
05324244904-05323976587
Kitap İçeriği;
Anadolu toprakları, sadece fiziksel zenginliklerinden ve dolayısıyla coğrafi öneminden bahsedilerek kapatılacak bir konu olmamıştır. Anadolu öyle bir konudur ki tarihî serüveni anlatılırken üzerinde kurulup genişlemiş beyliklerin, devletlerin ve toplulukların tüm ayrıntıları anlatılsa dahi eksik çok şey kalacaktır. Çünkü Anadolu bir sırlar hazinesidir. Buradaki sır, gününüz tarih yazımında popüler manada ilgi çekmek için söylenenlerden çok daha ötesidir. Ötelerde bir yerde değildir Anadolu. Vardır, yaşamaktadır ve kıyamete kadar sırlarıyla yaşamaya devam edecektir.

Çeşitli tarih dergilerinde ve internet sitelerinde yazdığı yazılarla Anadolu’yu mayalamış erleri okurların kalplerine nakşeden Mehmet Olgay Söyler, bu kez yazılarını bir araya getiriyor ve araştırmacı tarihçiliğe yeni bir soluk getiriyor. Bu solukta Anadolu’nun her köşesinden, ta diplerinden gelen iklimler var. Efsanelerle gerçeklerin, sırlarla gizemlerin iç içe geçtiği meseleler ve şahsiyetler var. Okunan her satırda, şimdi özlem duyulan nefesler ve sesler var.

Şaman edebiyatından âşık edebiyatına Anadolu’nun epik ve menkıbevi destan dünyası nasıl şekillendi? Bizans-Arap Savaşları gölgesindeki kahraman Battal Gazi’nin gerçek hikâyesi neydi? Kahramanlık destanlarından halk hikâyelerine Anadolu ve Rumeli serhadlerindeki savaşçı velîler kimlerdi? Hakkında her asırda farklı bilgilere erişilen derviş Sarı Saltık Gazi aslında kimdi? Anadolu’da kahramanı Türk olan ilk destan anlatısı Danişmendnâme’nin ve Danişmend Gazi’nin esas öyküsü neydi?

Anadolu Kronikleri: "Anadolu’nun Epik ve Menkıbevi Destan Dünyası” sadece bu sorulara cevap vermekle kalmıyor, Anadolu’ya taşınan tüm inançları, veli kültünü, keramet motiflerini, destanları ve menakıbnameleri yepyeni bir heyecanla kuşatıyor…

Yazarak Hayatı “Yeniden” Kurmak

Seminer süresi: 2 gün, toplam 4 saat

İnsan varoluşunun en temel ihtiyaçlarından biri anlatmak. Bundan hiç vazgeçmedik. Kişiden bireye evrilirken, sözlü kültürden yazılı kültüre ve ötesine geçerken anlatma ihtiyacı aynı kalırken anlatmanın biçimleri, araçları, süreç içinde başkalaştı, değişti. Eskinin, yavaşlığın, sakinliğin içinde sözünü yeryüzüne bırakan anlatıcı yok olmadı ama hızın, teknolojinin, sanallığın değiştirdiği başka birine dönüştü. Anlattıkları da anlatım biçimleri de.

Değişmeyen tek şey: Anlatma Arzusu

Yazar ve okur ilişkisi üzerine düşünme pratikleri

Melez metinler üzerine düşünme pratikleri

Edebiyat aracılığı ile değişen insana bakmak bir anlamda aynadaki kendimize bakmak demek. Hayatlarımızı anlatarak birbirimize yaklaşırken hepimiz birer hikâye anlatıcısıyız. Otobiyografiler, mektuplar, günlükler, romanlar, melezleşerek çeşitlenen anlatı türleri olanları, başımızdan geçenleri ham hallerinden kurtarıp bir kurgu içinde yeniden yapılandırma örnekleriydi. Gelinen durumda “saçaklanan” bir anlatı ile karşı karşıyayız… Sokakta, sinemada, reklamlarda, sinemada, belgeselde, özetle her yerde… Anlatının her yerdeliği anlatı üzerine düşünmemizi zorunlu hale getiriyor.

Ayasofya ve İstanbul’un, belki de korumak için, bize pek göstermek istemediği gizli kalmış tarihini keşfe çıkıyoruz... 

Doğa Taşlardan ile Tanrıça Arketiplerinin Günümüz Kadın Psikolojisine Yansımaları

Antik Yunan Mitolojisi'nden aşina olduğumuz ve insanlığın kolektif bilinçaltındaki "Dişi Arketipler" olarak bilinen; Demeter, Athena, Artemis, Aphrodite, Hera, Persephone tanrıçalarınınhangilerini daha baskın olarak kullandığınızı,hangilerini ise (bilinçli ya da bilinçaltında) toprağa gömmeyiseçtiğinizi fark etmeye başlayacağınız, keyifli bir psiko-mitoloji sohbeti...

Didem Çivici & Selin Akoğlu ile Jung Yaklaşımlı Masal Gecesi

‘Grimm Kardeşler’ masalı "Elsiz Kız"

"Vahşi Kadının Yolculuğu" kitabının yazarı ve Jung Analisti adayı Didem Çivici ile hikâye anlatıcısı Selin Akoğlu "Elsiz Kız" masalıyla kadın ve erkek psişesinin derinliklerine inmeye niyet ettiler... 

Siz de bu masallı sohbete dahil olmak isterseniz bekleriz...

 


Katılım Ücreti: 60 TL

Sırsız, Şifresiz, Sarih; Ayasofya Tarihi

Tek Katılımlık Seminer

Doğa Taşlardan ile Tarih Öncesinden Geç Antik Çağ’a Anadolu Tanrıçaları

14 Aralık Cumartesi 17:30-19:30

 

Kahramanmaraş'ta bulunan "Dünyanın Pişmiş Topraktan Yapılmış İlk Kadın Heykelciği'nden Göbeklitepe'deki "Doğuran Kadın" grafftisine, Çatalhöyük'teki Ana Tanrıça kültünden, Frigya'daki Kibele ritüellerine kadar, Anadolu'nun mayasını yoğuran "dişil enerjiler"i tanımak, bu bağlamda Anadolu'da kadınlığın tarihinden ilham alacağımız keyifli bir arkeo-mitoloji sohbeti...

Ömer Kokal ile İnancın Kısa Tarihi

İnancın ortaya çıkışından günümüze kadar olan tarihi bir bakıma insanlığın tarihine denk düşüyor. İnancı anlamak insanı anlama yolunda atılan adımlardır aslında. Ömer Kokal bu çok uzun yolculuğun kısa bir tarihini anlatarak bu yolda birkaç adım atmanıza katkıda bulunmayı amaçlıyor. Farklı gibi görünen inançların ortak köklerine, beslendikleri kaynaklara ve tabii insanlık üzerinde yarattığı etkilere değinerek yapacağımız bu zaman yolculuğuna sizleri de bekliyoruz.

Enneagramlar: Dokuz Kişilik Yapısı

Eğer kendimizin ve ilişki kurduğumuz insanların enneagram modeli hakkında bilgi sahibi olabilirsek, kendimizle ve başkalarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurabilir, kimin neden 'o şekilde' davranmaya daha meyilli olduğunu daha iyi değerlendirebiliriz...

Özcan Yüksek & Selin Akoğlu ile Şehrazad'ın Sırları

Etkileşimli Masal Anlatısı

“Şehrazad'ın ilk masalı, dünyaya, sokağa, dışarıya çıkmanın, bilinmezler dünyasına adım atmanın masalıdır. Erdemi ve iyiliğin nedenini tarif eder. İnsan sonuç yaratır. Bunu bil ister Şehrazad...” Özcan Yüksek

Şehrazad'ın birinci gece anlattığı masal, başlangıç nedir ve neden yaşıyoruz?

Masal çözümleyicisi Özcan Yüksek yorumluyor Selin Akoğlu, masal anlatıyor.

Katılım Ücreti: 60 TL

Bu ay; İLİŞKİLER!

Birlikte tartışıp, zihnimizi farklı görüşlere açacağız. İlişki dönemlerini aşağıdaki alt başlıklarda ele almak için, Ayrıntı'da birlikte olmak üzere.

Başlatma Aşamasında: Kim çekici, üç temel ihtiyaç, reddedilme korkusu, adını koyalımcılık, kankalık, bu aşk mı?

Sürdürme Aşamasında: Şemalarımızı bilmek, kaptan gibi, niçin tıkandık, iletişim neden kopar, kıskançlığı ne yapacağız?

Bitirme Aşamasında: Başarılı ayrılık, batmış yatırım, yanlış liman mı, elalem ne der, ya başkası denk gelmezse, bu kararı kim vermeli, yalnızlık, tünelin ucunda ışık var mı?

Mehmet Altuğ Ersoy

Didem Çivici & Selin Akoğlu ile Jung Yaklaşımlı Masal Gecesi

‘Grimm Kardeşler’ masalı "Elsiz Kız"

"Vahşi Kadının Yolculuğu" kitabının yazarı ve Jung Analisti adayı Didem Çivici ile hikâye anlatıcısı Selin Akoğlu "Elsiz Kız" masalıyla kadın ve erkek psişesinin derinliklerine inmeye niyet ettiler... 

Siz de bu masallı sohbete dahil olmak isterseniz bekleriz...

 


Katılım Ücreti: 60 TL

Bir Gün, Dört Oturumluk Psikoloji Atölyesi

"Dezavantajlarımızı lehimize, acıyı yaratıcılığa ve güçlenmeye dönüştürebiliriz. "

 

                     

Oturum Başlıkları;

Erteleme Sendromu, Depresyondan Korunma, Acıyı Ehlilleştirme, Gündelik Hayatta Hatalar ve İlişkiler

Müzik ve Aşkın İzinde, Ada Sokakları

Tarihi ve özel mekanları gezip, hikayelerini dinlerken, hüzünlü bir aşkın izlerini de süreceğiz ada sokaklarında... Kimbilir belki çamlar arasındaki küçük bir taş evden, Berlioz'ün keman konçertosu da çalınır kulağımıza, taa 1947'lerden...

Utkan Kolat Dikmen'le Utancın Biyolojisi

Utanç duygusu çok güçlü bir duygudur, öyle ki utanç duygusunu hissettiğimiz anda orada fazladan bir saniye bile durmak istemeyiz; kaçmak, yok olmak, yerin dibine girmek isteriz. Bu nedenle merkezimizde kalamayız. Fiziksel olarak kaçabiliyorsak oradan uzaklaşırız, ya da bunu sözle yapabildiğimizde etrafa saldırarak suçlamaya başlarız. 
Yok olmak demek, ölmek demektir aslında, yani utanç duyduğumuzda içgüdüsel olarak dışlanmaktan ve bundan dolayı yalnız kalıp ölmekten korkarız. İnsanoğlunun en büyük korkusu ölümdür. Ve utanç bize ölümü çağrıştırır. 
Liv Larsson utancın genelde kızgınlık ve suçluluk duygularından doğduğunu düşünmektedir. Bununla ilgili yazdığı kitapta “Utanç, Kızgınlık ve Suçluluk”un birçok insanın hayatını değiştirdiğini gördüğünü söyler. Kitabında bahsettiği “ihtiyaç pusulası” yöntemini kullanarak karar vermenin çok daha kolaylaşacağını ve hayatımızın daha zenginleşeceğini dile getirmiştir. Çoğumuzun, kızgınlık, utanç ve suçluluğu hayatımızdan uzak tutmak için çok fazla enerji harcadığımızı söyleyen Larsson, kitabında anlattığı çok basit yöntemlerle bu duyguları düşman olarak görmektense birer dosta çevirmenin mümkün olduğunu vurgular. 
Bu çalışmada utanca biraz daha yakından bakıp bizim ihtiyaç pusulasındaki hareketlerimizi araştıracağız. 
Utancın bizim hayatımızda kapladığı alan nedir? 
Utancın altında yatan ihtiyaçlar hangileridir? 
Utandığımızı nerden anlıyoruz?
Biraz korkutucu gibi görünen bu konuyu, olabildiğince nazik ve duyarlı bir şekilde ele almayı planladığım bu çalışmanın sonunda utancın bedenimize gelmeye başladığı anı farketmek belki de bizim için artık mümkün olacak. Ve ihtiyaçlarımızın farkına varmaya başladığımızda utancın getirdiği duygulardan kaçmak veya onların esiri olmaktansa kendi gücümüzü elimize alıp kendi yolumuzu çizebileceğiz.

Kontenjan 8 kişi ile sınırlıdır.

Atölye Ücreti: 150 TL.

Nihan Kaya ile Söyleşi ve İmza Günü

7 Eylül Cumartesi Saat: 17:00-19:00

Değerli yazar, sevgili eğitmenimiz Nihan Kaya’nın; “İyi Aile Yoktur” ile başlayıp, “İyi Toplum Yoktur” ile devam eden, topluma ve bireye cesur yaklaşımlarıyla çok ilgi gören serisinin, yine İthaki Yayınları’ndan çıkan ve sabırsızlıkla beklediğimiz son kitabı; “BÜTÜN ÇOCUKLAR İYİDİR” hem çocuklar, hem yetişkinler için, 6 Eylül’den itibaren kitabevlerinin raflarında yerini alıyor... Öncelikle; bizi silkeleyip-silkeleyip hem kendimiz, hem geçmişimiz, hem de içinde bulunduğumuz topluma dair düşündürdükleri ile artık bir şeylerin değişmesi için; atölyelerde, seminerlerde yüz yüze, kitaplarla kalıcı hale getirerek bıkmadan usanmadan anlattıkları için, kendisine tekrar tekrar teşekkür ediyor ve yeni kitabı için tebrik ediyoruz... Siz sevgili okurlarını da; bu “Üçleme” üzerine kendisiyle yapılacak söyleşi ve kitaplarını imzalayacağı, ücretsiz etkinliğimize davet ediyoruz... 

Tolga İskit ile Temel Vinyasa Yoga

Her Pazartesi - Perşembe
18:00-19:00


Vinyasa stili yoganın temel yaklaşımı hareketin, nefes ile koordineli olarak yapılan serileme içinde uygulanmasıdır. Beden yogik hizaya akış içinde yerleşir. Serilemeler güneşe selam serilerinden gelişir. Matın üzerinde gelişen, hareket halindeki beden ve nefes arasındaki bütünlüğe getirilen farkındalık pratik ilerledikçe matın dışında kendini göstermeye başlar. Böylece yaşama bütüncül yaklaşım gelişir.

Derya Cumaoğlu ile Yin & Yang Yoga

Her Salı- Perşembe
10:00-11:00

Yang yogada hatha yoga pozlarıyla kas kemik ve eklem sistemini güçlendirirken, yin yogada bağ doku üzerinde derin ve yavaş uygulamalarla bedeni esnetip, gevşetirken enerji olarak da dengeleriz.

6 Haftalık Atölye (Hafta içi - Hafta sonu seçenekleriyle)

Sinema tarihinin yerli-yabancı önemli örnekleri eşliğinde, fikir aşamasından başlayarak senaryo psikolojisi ve yazımı hakkında temel bir eğitim verilecek. 

Vedat Özdemiroğlu ile Mizah ve Edebiyat

Mizah ünlem, felsefe soru işareti, noktayı edebiyat koyar!

Çocuklarla Sözlü Hikayeleştirme

(6-8 Yaş)

Hep beraber sözel anlatımla doğaçlamanın birleştiği, çocuklara oyun havasında, hep birlikte bir hikayenin tamamlandığı bir atölye...

Katılım Ücreti: 100 TL.

Çocuklarla Hikayeleştirme

​(8-11 yaş)
Hikaye nasıl yazılır? Kendi hikayeni yaratmanın püf noktaları. Bir hikaye taslağı nasıl çıkartılır? Hayal etmek ve kendimizi tetiklemek için nelere ihtiyacımız var? Yazarken nelerde zorlanıyoruz? Sen de hayalini kağıda dökmeyi denemek istiyorsan ya da yazıyorum ama bazen çok zorlanıyorum diyorsan, aramıza hoşgeldin...

Katılım Ücreti: 100 TL.

Kilo Sorununa Kalıcı Çözümler Atölyesi


Niçin Bu Atölye?
Kilo sorunu sadece bir sonuçtur. Sebepleri çok büyük oranda düşünsel ve duygusaldır. 
Aşırı kiloluların %98'i, fazla kiloluların ise %90'ı diyetle verdikleri kiloları er geç geri almaktadır. 
Diyetlere bel bağlamadan da sağlıklı bir zayıflama mümkündür. 
Bu atölyede hem grup sinerjisinden hem de üç kez verilecek olan bireysel danışmanlıktan faydalanarak, kendinizi daha iyi tanıyabilir ve fazla kilolarınızdan kalıcı olarak kurtulabilirsiniz.

6 Haftalık Atölye (Hafta içi - Hafta sonu seçenekleriyle)

Sinema tarihinin yerli-yabancı önemli örnekleri eşliğinde, fikir aşamasından başlayarak senaryo psikolojisi ve yazımı hakkında temel bir eğitim verilecek. 

Banu Bozdemir ile Çocuklar İçin Film Okuma Atölyesi

22 Haziran Cumartesi 12:00 - 15:00

Ters Yüz / Inside Out (Pete Docter)

"Mutluluğa Giden Yolda; Neşe ve Üzüntü Kardeşliği..."

(Yaş: 7+)

 

Katılım Ücreti: 60 TL.

17 Nisan Çarşamba 13:30-15:30

8 Haftalık Atölye

Felsefe Öncesi Düşünmeden Başlayarak, Düşüncenin Evrimine Yolculuk...

Haftada 2 saatten, 4 ay sürecek 'Roman Atölyesi'nde; bir fikri, bir taslağa dönüştürecek ve bu taslak doğrultusunda, adım adım romanınızı inşa edeceksiniz... 

Grup: (7-8 yaş)

Kitap Adı: Aramızda Beyaz Bir Çizgi (Yazar: Çiğdem Kaplangı)

Aralarına çekilen beyaz çizgiyle insanların birbirinden ayrıldığı kentlerden birinde yaşayan Yaprak, şarkı mırıldanarak gezindiği bir gün, sınırın iki yakasındaki kentlerin kaderini değiştirecek bir dostluğu da başlatacaktır...’

Atölyede ise;  Büyüklerin dünyasında ne çok anlamsız yasak var. Ama çocukların sevgisi ve yaratıcı çözümleri, yasak ve sınır tanımayan birlikte olma arzusu, bu yasaklarla mücadele edecek güçte... Katılımcılarla oyun, yaratıcı düşünme, drama ve problem çözme teknikleri ile iki kentin sorunlarına empati kurarak birlikte çözüm üreteceğiz. Aramızda beyaz bir çizgiyi bambaşka görsellere dönüştürerek çözüm bulacağız...

COĞRAFYAYI FİLMLERLE OKUMAK;  Ortadoğu Sineması

Coğrafyayı filmlerle okumak; Ortadoğu gerçekte, tarihin omuzlarına yüklediği mirası da sırtlayarak başka hiçbir yerde görülemeyecek bir senteze sahip. Bu coğrafya içinde kültürel çerçeve, gündelik ilişkiler, halkların birbirleri arasındaki sözsüz kuralları ve yaşam tarzları günümüze kadar farklı kolektif bellek kavşaklarından geçip coğrafyanın da kimliğini belirleyen bir yapı kazanmış durumda.

 

Ortadoğu’yu filmlerle okumak; seyircinin yalnızca dışarıdan baktığında kendisine sunulan çatışma haberlerine değil, mekanı ve halkları tecrübe eden bireylerin köklü tecrübelerine inmek demek. Ortadoğu’yu fimlerle okumak kendi dinamiklerini tayin eden halkların korkutucu öfkesinden, sonsuz toleransına; katı kurallarından, gözleri yaşartan espri anlayışına ve elbette kıvrak zekasına dek uzanan bir sırat köprüsünde yürümek demek...

Otomatik Portakal / A Clockwork Orange

 

Anthony Burgess'ın aynı adlı eserinden uyarlanan, Stanley Kubrick'in başyapıtlarından...